Yalanlar ve gelincikler – Bölüm 1 – Yarısı yanmış parşömen

  • TheWeasel_1_Header-1920x1080-1.png


    Gelincik

    - küçük, kakıma benzeyen, narin bir hayvan

    - düzenbaz, güvenilmez kişi

    (Antik Sözlük)


    Eğer biri Cassius Aelius'un hayatta en çok neden nefret ettiğini sorsaydı muhtemelen şöyle derdi: Kış, amcasının talimatları ve sabah gelen kötü haberler.


    Yine de Cassius burada, Kuzey Denizi'nin hemen yanında, barbar toprakları üzerinde dünyanın bir ucundaydı. Kış aylarında. Amcasının emriyle buraya bir görev için gönderilmişti. Cassius, komutan yardımcılarının -barbar görünümlü iki Galyalı- getirdiği haberleri dinlemek için uyku sersemi bir halde yataktan kalktı.


    Tabii ki kapıyı çalmaya zahmet etmeden odaya girmişlerdi. Bryden ve Halen. Kendi dillerinde 'tepe' ve 'haşin su'. Halen yarı uykulu olarak Cassius kendi kendine isimlerinin bu iki askere nasıl da tamı tamına uyduğunu düşündü. Her zaman çatık kaşlı olan kara saçlı Heduan Bryden, Cassius'un yatak odasının ortasında tanrıların bir şakası olarak aniden beliren bir tepeye veya daha çok sert bir kayaya benziyordu. Kapıyı çalmak aslında daha güzel olurdu. Diğeri ise ilkinin tam tersiydi. Omuzlarından dökülen başlıklı bir kâşif kıyafeti içinde, her zaman hareket halindeymiş gibi görünen ikinci komutan, Cassius'a soğuk bir dağ akıntısının dağlar arasında nasıl da kendi yolunu bulduğunu anımsattı. Halen pek de güçlü görünmüyordu, yine de Cassius bu mavi gözlü Galyalı'nın olası bir çatışma halinde tam zırhla donanmış arkadaşından daha tehlikeli bir rakip olacağından hiç kuşkusu yoktu.


    "Yine oldu," diye başladı Halen haberleri vermeye. "Buradan batıya doğru birkaç mil uzaktaki başka iki köy daha kılıçtan geçirildi. Her zamanki gibi hiç kurtulan yok. Hiç görgü tanığı yok. Tamamen yanıp kül oldu. Bunun gibi birkaç saldırı daha olursa buradaki insanlar başkaldırmaya başlayacak."


    "Buraya gelirken dahi konuşmalar duydum," dedi Bryden, heduanın derin sesi boğuk çıkıyordu. "O topraklar, güvenlik ve refah sözü üzerine daha yeni imparatorluğa katılmıştı ancak şimdiye kadar elde ettikleri tek şey, garnizonumuz hiçbir şey yapamadan köylerinin her gece birer birer yakılması oldu."


    Daha bir yarısı henüz uyanmaya çalışırken Cassius cevap verdi. "Zamanında olmasını bırak, hiç rapor alamazsak savunma için çok fazla bir şey yapamayız," dedi ve uykulu halinden sıyrılmak için daha ciddi bir şekilde suratını ovuşturarak devam etti. "Ayrıca eğer saldıranların kimler olduğunu bilmezsek da bir şey yapamayız. Burada çok fazla köy var; her birine ayrı bir garnizon koyamayız. Bu başka her şeyden daha hızlı bir şekilde bir ayaklanmaya yol açabilir ve eğer bölgenin diğer tarafında bir şeyler olursa hızlı bir şekilde müdahale edemeyiz. İkiniz de bunu biliyorsunuz."


    "Evet, biliyoruz. Ama bunu, arkadaşları ve yakınları öldürülmüş insanlara açıklamak gittikçe zorlaşıyor Ayrıca…" Halen şimdi şüphe içindeymiş gibi kararsız görünüyordu. "Bu kez saldırganlar her kimdiyse arkalarında bir şeyler bırakmış olabilirler. Şuna bir göz at."


    Halen çantasını karıştırdı, yarısı yanmış bir parşömen çıkardı ve onu Cassius'a verdi.


    Pekâlâ... Doğmuş olmasının ve önceki hayatının büyük bir kısmını amcasının arazisinde harcamasının en azından bazı faydaları vardı. Cassius, hizmetçilerin daimi casusluğuna ve bütün hareket ve eylemlerinin anında haber verilmesine alışmıştı. Parşömeni açtığı anda suratı değişmedi.


    "Sansar mı?" umursamaz bir şekilde omuz silkti. "Ne acayip bir simge… Bunun saldırganlara ait olduğundan nasıl bu kadar eminsiniz?".


    "Emin değiliz." dedi, Cassius'un yüzünü seyre dalmış olan Halen; hayal kırıklığına uğramış görünüyordu. "Ama ben ve Bryden, bu parşömenin anahtar konumda olduğunu düşünüyoruz ve onu köyde kimin bıraktığını bulursak son saldırıların tümünün arkasında hangi güçlerin olduğunu keşfedebiliriz."


    Nihayet masasına varırken, "Pekâlâ, bunun kim olduğunu bulmakta size şans diliyorum," dedi Cassius. "Şimdi… Burada yapılacak bazı işlerimiz var. Habercileri gönder ve köylülere sıradışı bir şey gördüklerinde haber vermelerini söyle. Çıkabilirsiniz".


    İki Galyalı da ayrıldığında Cassius bir kez daha çizimi inceledi. Evet, bir hata olamazdı. Simgeyi hemen tanımıştı. Bu yarısı yanmış parşömenin kime ait olduğunun kuşkusuz farkındaydı.




    TheWeasel_1_Riddle-1920x1080-1.png


    Cevaplarınızı buraya gönderin!

    Bir kahramanın 100m.'lik uçurumun dibine inmesi gerek. 75m. uzunluğunda bir ipi ve bir de bıçağı var. Bunu nasıl başarabilir?


    Cevaplarınızı buraya gönderin!


    Etkinlikle ilgili genel bilgiler

    Başlangıç 22.02.2021 – 12.00
    Bitiş 09.03.2021 – 12.00
    Kazananlar ödüllerini mail yoluyla alır 22.03.2021
    Ödüller 100 kupon x 50 Altın
    Kazananlar seçilir Doğru cevabı veren katılımcılar arasından rastgele 100 kişi
    Altın kuponları şu tarihe kadar geçerlidir Aralık 31st, 2022
    Not Her kullanıcı sadece bir topluluk için etkinliğe katılabilir